Ana içeriğe atla

Kayıtlar

İlişkimizi Nasıl Oluşturuyoruz?

   İnsan tamamlanma ihtiyacı içinde, sürekli kutbunu arayan bir varoluştur. İnsanın tamamlanma ihtiyacı en belirgin olarak yaşadığı ilişkilerde ortaya çıkar. İlişkisel bir varlık olan insan ötekiyle ilgili seçimlerini hep kendisinin kutbu olan kişi veya kişilere yönelerek gerçekleştirir. Kutbu olan kişinin cazibesi o kişinin, kendisinin altta yatan duygusal ihtiyaçlarını karşılayacağı umudu barındırması bakımından çok anlamlıdır. Örnek verelim. Dışarıdan bakıldığında hiç anlamlıgözükmeyen ve partnerlerin birbirlerine şiddet uyguladığı bir ilişkinin yıllar boyu devam ettiğine sıklıkla şahit olmuşsunuzdur. İlişkideki iki insan birbirlerine her türlü sözel, fiziksel, cinsel, duygusal şiddeti uygulasa da o ilişki bir türlü bitmez. Mantık boyutunda bakıldığında o ilişki bir gün bile sürmemelidir gibi gözükse de yıllar boyu devam edenleri de azımsanmayacak kadar çoktur. Nedir bu insanları herşeye rağmen bir arada tutan? Ekonomik gerekçeler mi? Çocukların varlığı mı? Toplum baskısı...

10 Bilişsel Çarpıtma ve Tanımları

1. YA HEP YA HİÇ DÜŞÜNCESİ: Her şeyi siyah ya da beyaz görürsünüz. Eğer performansınız mükemmelin altındaysa, kendinizi tamamen başarısız bulursunuz. (mükemmelliyetçiliğin temelini oluşturur.)       "Seçimleri kaybettim ben bir hiçim" 2. AŞIRI GENELLEME: Tek bir olumsuzluğu hiç bitmeyecek bir başarısızlık demekmiş gibi görürsünüz.        "Bu kız da beni reddetti, hiç flörtüm olmayacak, hiçbir kız benimle sevgili olmak istemeyecek" 3. ZİHİNSEL FİLTRE: Tek bir olumsuz ayrıntıyı bulur onunla uğraşıp durursunuz. Seçici odaklanma; 100 sorudan 17'sini kaçırmış öğrencinin okulda kalacağını düşünmesi gibi. 4. OLUMLUYU GEÇERSİZ KILMAK: Olumlu olayların şu ya da bu nedenlerden 'sayılmaz' olmasında ısrar edersiniz ve günlük hayatınızla ters düşen olumsuz bir düşünceye kapılırsınız. Biri işinizi taktir ettiğinde "aslında sadece kibar olmaya çalışıyor" demek gibi. 5. SONUÇLARA ATLAMA: Vardığınız sonucu destekleyecek kesi kanıtlar olmamasına rağme...

ÇARPITILMIŞ DÜŞÜNCELER

Düşünceleriniz duygularınızı yansıtır. Herhangi bir hatada ya da durumda olumsuz olan düşünceler -örneğin "Ben bir hiçim" gibi- duyguları olumsuz yönde etkiler. Bu durumda duygularımız, düşüncelerimizin doğru olduğunun kanıtı olmaz. Hoş olmayan duygular sadece olumsuz bir şey düşündüğümüzün ve ona inandığımızın göstergesidir. Olumsuzluk temaları; terk edilme ve güvensizlik veya duygusal yoksunluk olabilir. Sonuç olarak ortaya çıkan şudur; yetişkin olarak bize en çok zarar veren durumları tekrardan yaratmayı başarıyoruz  (Klosko, 2016). Tüm bu temaların aslında birer çarpıtılmış düşünce olduğunu bilmekte fayda var, işte bu yüzden zihnimizde oluşturduğumuz çarpıtılmış düşüncelerin duygularımızda yıkıcı olmasını önlemek için bu çarpıtmaların ne olduğunu ve tanımlarını okumanızı önemle tavsiye ederim. Unutmayalım ki depresyona sebep olan yaşam tarzımızdaki aksaklıklar ve bu aksaklıklar sonucu oluşan düşüncelerimizdir. Bir sonraki yazı olan, 10 Bilişsel çarpıtma ve tanımlar...

Çocukluğumuz

 Belli rollere ve belli algılanış biçimlerine göre büyütülürüz. Eğer taciz edildiğimiz, dikkate alınmadığımız, bağırılıp surekli eleştirildigimiz ve yönlendirildiğimiz bir aileden geliyorsak, bilinçaltımız bu ortamı en rahat ettiğimiz yer olarak işler. Ne kadar sağlıksız olursa olsun, pek çok insan, kendilerine tanıdık gelen ve büyüdükleri ortama benzeyen ortamlar arar ve yaratırlar. Teslimiyetin tüm gerekliliği, yaşamınızı, her nasılsa, çocukluğunuzun kalıplarını tekrar edecek şekilde düzenlemeyi başarmanızdır.                                  Psk. Büşra Saraner

Doğru Kişiyi Hayatınıza Çekmek

 " Özellikle duygusal ilişkilerimizde hepimiz daha fazla sevilmek, mutlu olmak ve değer görmek isteriz. Özel olduğumuzu bize hissettirecek, yanında kendimizi iyi hissedeceğimiz ve sevgi dolu bir eş bir çok insanın hayalidir. İlişkilerde veya evlilikte mutlu olmak bazı insanlar için şans ya da kısmetle ilgili bir durumdur. Mutlu bir evliliği olanları şanslı insanlar olarak görüp bu kişilere özenirler ve neden kendileri için doğru insanı bulamadıklarını düşünürler. Oysa gerçek bundan oldukça farklıdır aslında herkes kendisi için en doğru insanı bulur. Bilinçaltınız kendinizle ilgili hangi inançlara sahipse bu inançların onaylanmasını isteyecektir ve bu inançlara uygun insanları otomatik olarak hayatınıza çekmenizi sağlayacaktır. Eşinizden sevgi görmek istiyorsanız ama size ihtiyaç duyduğunuz sevgiyi göstermiyorsa büyük olasılıkla bilinçaltınızda “ Ben sevilmeyi hak etmiyorum” inancı vardır. Bilinçaltı sahip olduğu inanca en uygun titreşimdeki insanı yani aslında sizin için doğru in...

Ebeveyn olmak

 Ebeveyn olmanın en zor kuralıdır dinlemek. "Her şey kolay da sürekli konuşan evladımı susturmak çok zor." Bir çocuğun sürekli sorular sorması, konuşması, şarkı söylemesi ve hatta bazen kendi kendine sohbet etmesi çok normaldir. Önemli olan onu dinlemek ve onunla sohbet etmektir. Günlük hayatın verdiği yorgunluk ve bıkmışlık hissi, günümüz çalışan ebeveynlerin çocuklarına ilgisini azaltır. Kısa bir süre onunla konuşup, küçük oyunlar oynayıp sonrasında yorgunluğunuzu açıklarsanız onun sizi anlamasını da sağlamış olacaksınız.                                                                                                            Psk. Büşra Saraner

Öfke kontrolü

Öfke kontrolünün en güzel örneğidir empati. Eğer empati yeteneğinizi kullanmayı ögrenirseniz, öfkenizi dengelemeyi de otomatik olarak yapabilirsiniz. Karşınızdakinin de bir birey olduğunu ve onunda kendince haklı olabileceği düşüncesini bilmek sizi daha anlayışlı ve sakin bir birey yapar.                                                                                                                 Psk. Büşra Saraner