Ana içeriğe atla

Özgüven sorunu

Özgüvenini arttırmak için; öncelikle iç sesinle konuş yani aklından geçen eleştirel düşünceleri sapta, tanımla ve hatta yaz. Örneğin,  'Neden başarısızım?', 'Ben iyi bir anne değilim!', 'Galiba yine yalnız kalacağım, zaten kimse beni sevmiyor!', 'Niçin her defasında aldatılıyorum?' benzeri sorularına mantıklı cevaplar verdiğinde aslında ne kadar da çok gereksiz ve çarpıtılmış bir düşünce olduğunu göreceksin. Örneğin, "Neden başarısızım, hiçbir şeyi halledemiyorum." soruna cevap olarak, "Hayır, aslında başardığım çok şey var, bir sürü şeyi doğru yapıyorum ve ayrıca bende bir insanım bazen başarısızlıklarım olmalı. Bu, dünyanın sonu değil." Yanıtını verebildiğinde ne kadar rahatladığına bir bak. Çarpıtılmış düşünceler yaşam kalitemizi ve hatta karar vermemizi ciddi boyutta etkiler. Mutlu bir birey olabilmek için öncelikle kendimizi tanımamız ve sonra gereksiz özeleştirilerimizi tanıyıp başa çıkmamız (mantıklı yanıtlar bulmak) gerekir. 
                                                                                                             Psk. Büşra Saraner

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

BOŞANMA SÜRECİNİN ÇOCUKLAR ÜZERİNDEKİ PSİKO-SOSYAL ETKİLERİ

İ nsano ğ lunun var olmasından günümüze kadar "aile" kavramı, her zaman ilgi çekmi ş tir. Aile; evlenme, kan ya da evlât edinme ba ğ larıyla birbirine ba ğ lanmı ş , aynı evi ve geliri payla ş an, birbirleri ile devamlı ili ş ki ve etkile ş im altında olan, karı-koca, ana-baba, kız-o ğ ul, kız karde ş -erkek karde ş gibi sosyal ili ş kileri olan insanların olu ş turdu ğ u bir birliktir (A ğ demir, 1991). Geçen yüzyılda, toplumu, ataerkil yapıdaki geni ş aileler olu ş tururken, günümüzde, büyük ölçüde çekirdek ve parçalanmı ş ailelerden olu ş an bir toplum haline dönü ş me gözlenmektedir (Öztürk, 2006). Geni ş aileden çekirdek aileye, hatta tek bireye do ğ ru aile yapısı de ğ i ş mektedir (Gün, 2006: 10). Ailenin temelini olu ş turan evlilik bir kurum olarak kar ş ımıza çıkmaktadır. Her kurum gibi evliliklerde zaman zaman aksaklıklar ya ş anabilir ve bu aksaklıkların giderilememesi noktasında ise bo ş anmalar görülebilir. Bo ş a...

ÇOCUK VE ERGENLERDE BİLGİSAYAR VE İNTERNET BAĞIMLILIĞI

     Young; 'Bağımlılığın suçlusu bilgisayarlar değil insanlardır' demiştir. Bağımlılık, birey ve nesne arasında bireyin seçimi ile başlayan aynılık ve süreklilik özelliği taşıyan boyutlu bir ilişki olarak tanımlanmıştır. Bu ilişki her ne kadar bireyin özgür iradesi ile başlamış ise de, bireyin özerkliği zaman içinde ortadan kalkmaktadır. Bağımlılığın gelişmesiyle ortadan kalkmaya başlayan özerklik, bireyin daha önce dağarcığında bulunmayan yeni tür tutum ve davranışlar edinmesine yol açar. Bu durumda, bağımlılık başlangıçta bireysel olmakla birlikte, sorunların ortaya çıkması ve artması ile içinde bulunulan toplumu da etkilemektedir.      Bilgisayar ve internet kullanımının yaşamımızda sağladığı kolaylıklar saymakla bitmez. Ancak bilgi akışını hızlandıran, iletişimi kolaylaştıran sanal alemin yeni psikolojik sağlık ve sosyal problemleri de gündeme getirdiği bir gerçektir. Bilgisayar ve internet bağımlılığı her yaştan kullanıcıyı tehdit eden bir olgudur...

Kaygı nedir?

Korkuda var olan, somut bir nesne veya durum vardır. Kaygıda ise var olmayan ama olma ihtimali bulunan durumlar söz konusudur. (From TPD)